Oyun ve dil gelişiminin birbiri ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu düşüncenin temelinde hem dilin hem de sembolik oyunun bir şeyin başka bir şeyle temsili olması bulunmaktadır. 

Udwin ve Yule (1982) oyundaki kavram oluşturmanın ve sembolleştirmenin sözel dilden önce ortaya çıktığını ve beraber geliştiğini ayrıca dil gelişimi için ön koşul olduğunu ifade etmektedirler. Çok sayıda araştırmacı gelişimsel gecikmesi olan ve normal gelişim gösteren çocuklarda dil ve oyun arasında ilişki olduğunu belirlemiştir. Çalışmanın bu kısmında otizmli çocuklardaki sembolik oyunun dil gelişimi ile olan ilişkisine geçilmeden önce farklılıkları daha iyi görebilmek adına normal gelişim gösteren bireyler ele alınacaktır. Normal gelişim gösteren çocuklarda oto-sembolik (kendi odaklı) oyun ile tek sözcük kullanımı, basit aşamalı oyun ile sözcükleri birleştirme ve planlı oyun ile çok sözcüklü ifade kullanımı başlangıçlarının birbiriyle ilişkili olduğu belirlenmiştir (McCune, 1995; Ogura, 1991). Normal gelişim gösteren çocuklarda sembolik oyun ile dil gelişimi arasındaki ilişkiye odaklanan çalışmalarda sembolik oyunun dilden elde edilen toplam puanla, sözcük çeşitliliği, sözcük üretimi ve hem alıcı hem de ifade edici dille ilişkili olduğu belirlenmiştir (Ungerer ve Sigman, 1984; Tamis-Le Monda ve Bornstein, 1994; Lyytien, Poikkeus ve Laakso, 1997; Lewis ve ark., 2000). Ayrıca Lyytinen, Poikkeus, Laakso, Eklund ve Lyytinen (2001)

14 aylıkken sembolik oyuna ilişkin elde edilen verilerin, 42. aydaki alıcı ve ifade edici dil performanslarını yordamada güvenilir olduğunu bulmuşlardır. Ahioğlu (1999) ise yapmış olduğu çalışmada okul öncesi dönemdeki 48-54 aylık çocuğa sembolik oyun eğitimi vererek bu eğitimin dil gelişimi üzerindeki etkisini incelemiştir. İki ay süren 24 sembolik oyun uygulaması sonunda deney ve kontrol grubu arasında Ortalama Sözce Uzunluğu (OSU) bakımından anlamlı bir farklılık belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bu ve diğer bulgular uygulanan sembolik oyun eğitiminin çocukların genel dil ediniminde etkili olduğu, sözcük sayısı üzerinde ise etkili olmadığı şeklinde yorumlanmıştır. Görüldüğü gibi normal gelişim gösteren çocuklarda sembolik oyun ve dil arasındaki ilişkiyi açıklamaya çalışan araştırmalarda sembolik oyunun dilin hangi alanı ile ilişki olduğuna dair bazı farklı bulgular söz konusu olmakla beraber yapılan tüm çalışmalarda sembolik oyun ile dilin herhangi bir alanı arasında ilişki olduğu belirlenmiştir.  Otizmli çocukların dil ve oyun becerilerinde yetersizlik olduğunu öne süren çok sayıda çalışma olmasına rağmen bu iki beceri arasındaki ilişkiyi inceleyen az sayıda çalışma bulunmaktadır (Lewis, 2003). Alanyazında birçok çalışma otizmli çocukları normal gelişim gösteren veya gelişimsel gecikmesi olan çocuklarla alıcı ve ifade edici dile göre eşleştirerek –mış gibi oyun becerilerini karşılaştırmaktadır. Yapılan bu çalışmalarda dil yaşları aynı olmasına rağmen otizmli çocukların spontan –mış gibi oyun becerilerinin diğerlerinden anlamlı derecede daha az olduğu belirlenmiştir (Jarrold, Boucher ve Smith, 1993; Libby ve ark.,1998). Yapılan bu çalışmalarda otizmli çocuklardaki oyun ve dil arasındaki ilişkinin diğerlerinden daha farklı olduğu şeklinde bir yorum yapılmıştır. Eğer diğer çocuklardakine benzer bir ilişki olsaydı dil yaşları aynı olmasına rağmen otizmli çocukların –mış gibi oyunlarında anlamlı farklılıklar oluşmaması gerekirdi. Bu farklılığın oluşmasında otizmli çocukların oyun becerilerinin altında yatan süreçlerin, dil becerilerinin altında yatan süreçlerden daha fazla bozulmuş olabileceği düşüncesini ortaya çıkarmaktadır (Jarrold, 2003).   Otizmli çocuklarda dil ve oyun arasındaki ilişkiyi inceleyen en eski çalışmalardan biri Ungerer ve Sigman (1981) tarafından yapılan çalışmadır. Ungerer ve Sigman (1981) 3-6 yaşlarındaki 16 otizmli çocuk (zekâ yaşı ortalamaları, 24,8 ay) ile yaptıkları araştırmada sembolik oyun ile alıcı dil arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir. Araştırmanın sonunda, alıcı dili zayıf olan otizmli çocukların daha az sembolik oyun oynadıkları, iyi olan otizmli çocukların ise yönerge ve model alarak daha fazla sembolik oyun oynadıkları bulunmuştur. Mundy ve arkadaşları (1987)  da 3-6 yaş arasında 16 otizmli çocuklarla yaptıkları çalışmada sembolik oyunun hem ifade edici hem de alıcı dille anlamlı derecede ilişkili olduğunu belirlemişlerdir. Ayrıca herhangi bir sembolik oyun üretemeyen sekiz otizmli çocuğun dil puanlarının diğer çocuklardan daha düşük olduğunu rapor etmişlerdir. Lewis ve Boucher (1988) araştırmalarında, 6-16 yaşlarındaki 45 otizmli çocuğun sembolik oyun davranışları ile dili anlama ve dili kullanma düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir. Araştırmada oyun üç farklı ortamda (yapılandırılmış, yarı yapılandırılmış ve yapılandırılmamış) değerlendirilmiştir. Oyuncak olarak hem işlevi olan hem de herhangi bir işlevi olmayan oyuncaklar kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda yapılandırılmamış ortamda otizmli çocukların kontrol grubuna oranla daha az işlevsel oyun sergilediği ve çok az sembolik oyun sergiledikleri belirlenmiştir. Bu bulguların aksine yapılandırılmış ortamda kontrol grubu kadar işlevsel ve sembolik oyun sergiledikleri belirlenmiştir.

Otizmli çocuklarda sembolik oyun ile dil gelişimi arasında ilişki olduğunu belirleyen çalışmalar dışında yapılan boylamsal çalışmalar erken dönemdeki sosyal iletişim becerilerinden biri olan sembolik oyunun ileri yıllardaki dil gelişimini yordayan önemli yordayıcılardan biri olduğuna dair sonuçlar elde etmişlerdir. Stone ve Yoder (2001), 24’ü otizmli, 11’i yaygın gelişimsel bozukluk (YGB) tanısı almış iki yaşında toplam 35 çocuğun, iki yıl sonra dil gelişimlerini yordayan değişkenleri ve dil konuşma terapi saatinin çocukların dil seviyeleri ile ilişkili olup olmadığını belirlemek amacıyla boylamsal bir çalışma yapmışlardır. Bu çalışmada dil gelişimini yordayan değişkenler çocuğa ait (oyun seviyesi, motor taklit yetenekleri, ortak dikkat) ve çevreye ait (sosyoekonomik düzey ve 1-3 yaş arasında alınan dil konuşma terapi saati) değişkenler olmak üzere iki alt başlıkta ele alınmıştır. Araştırmada çocuğa ait tüm değişkenler formal testler aracılığıyla değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, araştırmanın başlangıcında çocukların sembolik oyunları ile dil becerileri arasında anlamlı bir ilişki bulunurken, iki yıl sonra ise çocukların sembolik oyunları ile dil becerileri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca motor taklit ve alınan dil konuşma terapisi saatinin iki yıl sonraki dili yordamada önemli yordayıcılar olduğu belirlenmiştir. İki yıl sonra sembolik oyunun dili yordamamış olması artan beyin plastisitesi (beyin içindeki değişimler) nedeniyle çok küçük yaş gruplarına ilişkin tahminlerde bulunmanın güç olması şeklinde yorumlanmıştır. Ayrıca araştırmacılar bu sonucu dil ve oyun gelişiminin belli bir yaştan sonra birbirinden bağımsızlaşıyor olabileceği veya etkili olan üçüncü faktörün varlığının bu ilişkiyi değiştirmiş olabileceği şeklinde yorumlamışlardır. Nitekim Siller ve Sigman (2002) çalışmalarında otizmli çocukların anneleri ile olan oyunlarını gözlemleyerek dil gelişimi ile olan ilişkiyi incelemişlerdir. Araştırmanın başında dört yaşında olan otizmli çocuklar 1, 10 ve 16 yıl sonra tekrar gözlemlenmiştir. Sonuç olarak oyun ortamında çocuklarının ilgilerini izleyen annelerin çocuklarında oyun ve dil arasındaki ilişkinin üç kat daha fazla olduğu belirlenmiştir.

Diğer Makaleler