Türkiye’de Özel Öğrenme Güçlüğü

1963 yılında ilk kez Kirk adında bir özel eğitimci tarafından ortaya atılan özel öğrenme güçlüğü kavramı günümüzde okuma bozukluğu anlamına da gelmektedir. Depresyon, anksiyete, düşük sosyo ekonomik gibi koşullardan olumsuz olarak etkilenmekle birlikte nörobiyolojik bir durum olarak da değerlendirilebilmektedir. İletişim bozukluğu, yaygın iletişim bozukluğu, dikkat eksikliği gibi pek çok durum öğrenme güçlüğünde ortaya çıkabilmektedir. Ülkemizde de bu durumun görülebilme olasılığı yüksektir. Özel eğitim alanında ülkemizde yapılan çalışmalar da çok eskiye dayanmaktadır. Ancak sahada yaşanan olumsuzluklar ve uzman yetiştirmede yaşanan aksaklıklar sebebi ile pek çok sorun da meydana gelebilmektedir. Aileler ve eğitimciler tarafından sorunun bilinememesi, çocuklara uygulanacak olan eğitim programlarından mahrum kalma durumunu meydana getirmektedir.

Ülkemizde Özel Öğrenme Güçlüğü İçin Verilen Eğitimler

  • Kaynaştırma/ BEP programları: özel öğrenme güçlüğü çeken çocukların bir takım düzenlemeler vasıtası ile eğitim sistemine adapte olması sağlanmaktadır. Aileler sahip olduğu hakları bilmediğinde bu tür imkanlardan yararlanmak da güç hale geliyor.
  • Rehabilitasyon merkezlerinde gerçekleştirilen programlar özel öğrenme güçlüğü tanısı konmuş olan çocuklara yönelik olarak 750 saatlik bir uygulama içermektedir.
  • Özel okullarda eğitim: Öğrenme güçlüğü durumunda aynı zamanda özel okullar da faaliyet gösteriyor. Özellikle büyük illerde bu okulların sayısı fazla olmakla birlikte yapılan etkinlik, etüt ve dersler ile soruna çözümler aranıyor.

Türkiye’de Özel Öğrenme Güçlüğü Oranı

Ülkemizde özel öğrenme güçlüğü oranı %3 yani yaklaşık olarak 7429’dur. Tanı alan kişileri ifade eden bu oran güçlüğü tanılamada sorunlar yaşanmasından kaynaklanmaktadır. Veliler ve öğrenmeler tarafından fark edilemeyen bu durum aslında pek çok şekilde kendini gösterebilir. Merkezi sinir sistemi bozuklukları, önemli gelişimsel alanlarda gecikme yaşanması, konuşma ve konuşma seslerini öğrenmede bozukluk, algı ve motor bozukluğu, bellek ve düşünme bozukluğu, dikkat bozukluğu, genel koordinasyon eksikliği, duygusal dalgalanma ve duygularda hızla yaşanan gelişimler, belirgin akademik problemler gibi pek çok durum ile kendini belli eden bu durumda bireyin zekası normal ya da üstü olduğundan dolayı zeka bu noktada belirleyici etken olmamakta, ancak bu belirtiler yolu ile tanı konabilmektedir.

Diğer Makaleler