Floortime, çocuğunuzu bir birey olarak göz önünde bulundurarak çocukların kendi güç alanları üzerine inşa etmelerine yardımcı olmak için tasarlanmış eğlenceli, ilgi çekici ve oyun temelli bir yaklaşımdır.

Floortime müdahalesi, belirli bir tanıya veya yaş grubuna özel değildir. Bu yaklaşım, herhangi bir sebepten farklı şekillerde gelişmekte olan her yaştan çocuğa karşı etkin bir şekilde kullanılmaktadır.

Öncelikle çocuğun gelişimsel hedefleri belirlenir daha sonra bir çocuğun gelişimsel hedeflerine erişmesine yardımcı olmak için, terapist ve bakıcı tarafından oyun içi ve günlük etkileşimler boyunca amaçlı olarak çeşitli terapi teknikleri kullanılır.

Floortime yaklaşımı, dil gelişimi, duyusal işlem, gelişimsel nöroloji ve zihinsel sağlık gibi çeşitli alanlardan sürekli büyüyen bir araştırma grubuna dayanmaktadır. Çocuğun  gelişim kapasiteleri doğal ve anlamlı etkileşimlerle desteklenir. Floortime günlük anları kullanır. Floortime etkileşimleri sayesinde duyguların beynin farklı kısımlarını birleştirmede kilit bir rol oynadığını gösteren kanıtlar vardır, çocuğun doğal ilgi alanlarına katılıp genişletdiğimizde yeni beyin bağlantıları kurulur. İlgilendiklerine katıldığımız için, çocuk meşgul olma, ilgi duyma ve motive olma doğal duygularını deneyimler ve bu hisler beynin tüm kısımlarına yeni bağlantılar kurulmasını sağlar. Tüm bu anlatılanların neticesinde floortime eğitimi normal gelişim gösteren çocuklar  da dahil olmak üzere tüm özel gereksinimli bireylerin eğlenerek uygulayabilecekleri, eğlenirken öğrenebilecekleri bir terapi yaklaşımıdır.

Çocuğunuzla düzenli olarak vakit geçirmek, hem sakin olmanız hem de telaşsız olmanız için iyidir.

Çocuğunuzun genel iyiliğini, uyku ve yemek yeme alışkanlıklarını, sağlığını ve yaşam hızını gözden geçirin.

Aile içi konuşmaları gözden geçirin.

Çocuğunuzun güvenini artırması için iyi yaptığı şeyleri düşünün ve çocuğunuzu övün.

Çocuğunuzun kendini ifade etmek için karmaşık kelimeler ve cümleler kullanmaya çalışıp çalışmadığını düşünün. İnsanlar onunla konuşurken ne tür bir dil kullanıyor?

Çocuk kekemeliğiyle ilgili olumlu ya da olumsuz duygular yaşıyor olabilir ; bu konuda konuşmak istiyorsa onunla konuşun . Kekemeliğin farkında olduğunuzu , onu kabul ettiğinizi hissettirin .

 Çocuk sizinle konuşmaya istekli değilse ya da bazı kaygıları varsa, konuşmaya zorlamamak en iyisidir.

 Konuşurken çocuğunuza yeterince zaman tanıyın, aceleci ya da sabırsız olduğunuz izlenimini asla vermeyin.

O konuşurken sorun yaşadığında cümleyi onun yerine tamamlamayın, sözcük eklemeyin. Seçtiğiniz sözcükler kimi zaman onun söylemek istediğini karşılamayabilir, bu da sorunu daha da arttırabilir.

 Çocuktan “ zor ” olan sözcük yerine “ kolay ” olanını kullanmasını istemeyin, bu sadece o sözcüklerle ilgili korkuyu arttırır.

 “ Yavaş ol ” , “ rahatla ” ,  “ konuşmadan önce düşün ” gibi önerilerden uzak durun . Bu öneriler yapıcı öneriler değildir, çocuğunuza yardımcı da olmayacaktır .

 Onun nasıl söylediğinden çok ne söylediğine odaklanın ve onu sözel etkinliklere katılım konusunda yüreklendirin .

Siz konuştuktan sonra , çocuğunuza size cevap verebileceği yeterli zamanı tanıyın.

 Çocuğun hangi ortamlarda daha akıcı konuştuğunu gözlemleyerek belirleyin. Bu ortamlar onun kendini daha rahat ve güvenli hissettiği ortamlar olabilir, bu ortamları arttırın .

 Onun yaşantısı için süreklilik gösteren, sağlıklı bir program oluşturun, yeterince uyuması , dengeli beslenmesi gibi ihtiyaçlarını gündelik yaşamında dikkatle ele alın .

 Çocuğunuzda duygusal çatışma ve gerilim yaratan durumları gözleyip belirleyin, mümkün olduğunca bunlardan sakının .

 Çocuğunuz akıcı konuşmadığında da akıcı konuştuğundaki gibi davranın. Onu baskı altına almaksızın konuşması için cesaretlendirin. Sakin bir konuşma ve dinleme ortamını sağlamaya çalışın.

Kitapları çocuklarınıza okurken yazılan hikayeyi okumaktan daha fazlası için kullanabilirsiniz. Kitaplarla oynamak çocuklarla iletişimi artırmak, onların hayal güçlerini ateşlemek ve eleştirel düşünme becerilerini kullanmalarını sağlamak için harika bir yoldur.

Bu nokta da çocuğunuzun ilgisini çekebilecek az yazı ve büyük resimler içeren kitapları özenle seçmelisiniz. Kitap seçerken dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta ise; kitabın içerisinde ki resimleri canlandırabilecek olmanız. Seçtiğiniz her kitapla çocuğunuz ilgilenmeyebilir. Bu nokta da en çok ilgisini çeken kitaptan başlamalısınız.

Seçtiniz kitabı onunla  okumaya başlamadan önce uygun zamanı seçmelisiniz. Sizi en iyi dinleyebilecek olduğu zaman aralığı genellikle en uygun olandır. Örneğin; benim oğlumla belirlediğim kitap okuma zamanı; yatmadan önce süt içerken.

Çocuğunuza aynı kitabı tekrar tekrar okumanız gerekecektir. Aynı kitabı tekrar tekrar okumak çocuğunuz için sıkıcı olmayacaktır. Aslında çocuklar çeşitli sebeplerden dolayı en sevdikleri kitabı tekrar tekrar okumayı ve görmeyi çok severler. Bir kitabı tekrar tekrar okumak, çocukların dili tahmin etmesine yardımcı olur. Çocuklar sonrasında ne olacağını bildiklerinde, okurken, daha fazla kelime anlamalarını sağlamak için boşlukları doldurmalarına izin verebilirsiniz. Son olarak çocuklar, tanıdık resimlere bakarak ve onları tanımlayarak kitabı okumanıza yardımcı olabilir.

Seçtiğiniz hedef kitapla ilgili oyun kurabileceğiniz etkinlikler belirlemelisiniz. Örneğin; itfaiye ile ilgili bir kitap okuyorsanız. Bunun ile ilgili belirleyebileceğiniz bir drama organize etmelisiniz. Kitap sayfalarında ki resimler oyunu yönetmeniz için size ipuçları sağlayacaktır.

Otizm, sosyal beceriler ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğudur. Otizm genellikle yaşamın ilk 3 yılında ortaya çıkar. Otizmli çocuklar genelde öğrenme zorluğu çekerler. Otizmli çocukların büyük bir kısmında farklı seviyelerde zekâ̂ geriliği görülse de, zekâ seviyeleri normal otizmli çocuklar da vardır. Ancak genel zekâ̂ seviyeleri ne olursa olsun, otizmli çocuklar çevrelerindeki dünyayı algılamakta ortak bir zorluk çekerler.

 Otizmde görülen belirtiler arasında duyusal problemler belirgindir, çocuklar çoğu zaman duyusal bilgiyi organize etme, anlama ve yorumlama konusunda zorluklar yaşar. Duyusal problemler bireyin çevre ile uyumunu azaltmakta, yerinde davranışları sergilemesine engel olmaktadır. Bireyin günlük hayata olan adaptasyonunu azaltmakta, günlük yaşam becerileri göstermesinde engel olmakta, akademik öğrenim sağlamasını güçleştirmekte ve öz bakımını yapmakta problemler yaşatmaktadır. Duyu bütünleme tedavisinin bütünleyici yaklaşımı ile birlikte bireyin davranışlarında düzelme kaydedilmekte ve öz benliğinin oluşumuna, atipik davranışların azalmasına yardımcı olunabilmektedir.

Duyu bütünleme,

    Dikkat ve sabretme süresi,

    Yeni faaliyetlere geçiş süreci,

    Oyun becerileri,

    Dokunmaya verilen tepkiler,

    Motor beceriler (kaba motor, ince motor),

    Günlük yaşam becerileri,

    Saldırganlık veya bu tür davranışlar,

    Çocuk, aile ve bakıcılar arasındaki etkileşimler gibi problemlerinin minimum seviyeye inmesi konusunda tedavi desteği sağlamaktadır.

Oyun, çocuğunuzun gelişimi için önemlidir. Dünyanın nasıl işlediğini, ilişkileri nasıl geliştireceğini ve günlük aktiviteler için ihtiyaç duyacağı becerilerini oyunla öğrenir. Bu noktada yapabilecekleriniz;

 Kendini güvende hissetmesini sağlayın: Çocuğunuz, destekleyici ve güvenli bir ortamda oynarsa etrafındakileri kolay keşfedebileceğini hissedecektir. Ayrıca, incinmeyeceğinden emin olarak bağımsızlığını teşvik etmek için kendinizden de emin olmalısınız. Oyun bahçeleri onun için çok güvenli bir bölgedir. Bu yerler ona oyuncakları keşfetme ve hatta arama, oturma ve gezinme yapma pratiği yapma şansı verirken sizin onun yanında olmanızı ve onu denetlemenizi de sağlar.

 Oyuncakları değiştir: Çocuğunuzun sevdiğini bildiğiniz oyuncakları arada kaldırıp saklayın. Ancak her zaman şimdi ve sonra dikkatini çekmesi için yeni bir oyuncak bırakın. Bu, yepyeni bir oyuncak olmak zorunda değildir, eski oyuncaklardan da yararlanabilirsiniz, hatta bazılarını alıp bir hafta kadar saklayabilir ve yeniden gösterebilirsiniz. Böylece o oyuncak çocuğunuzun ilgisini yeniden çekecektir.

 Farklı oyuncak türleriyle keşif: Çocuğunuzun çevresi hakkındakileri öğrenme yöntemlerinden biri de, duyularla olur. Oyuna farklı dokuları, kokuları ve sesleri dahil etmeye çalışın. Düğmeleri ve tekerlekleri olan oyuncaklar da çocuğunuzun dikkatini çekecektir. Çocuğunuz nasıl çalıştıklarını keşfetmek isteyeceği oyuncaklardan çok etkilenecektir. Ayrıca, işlerin nasıl yürüdüğünü anladığı için tekrarlamayı da sevecektir, bu yüzden aynı kutuyu oyuncaklarla tekrar tekrar doldurduğunu görebilirsiniz.

 İlgilerini takip edin: Çocuğunuzun ilgilendiği şeyleri gözlemleyin. Çocuğunuz gürültülü enstrümanlarla oynayabilir, bloklarla inşa etme oyunu oynamayı sevebilir veya kitap çizimlerine ilgi duyabilir. Herkesin farklı tercihleri vardır, bu yüzden kendisini eğlendirmeye teşvik ederken bunu aklınızda bulundurun.

Paralel oyun alıştırması: Bu tür oyunlarda, çocuğunuzla değil onunla etkileşime girmeden ama yan yana oyun oynayacaksınız. Çocuklar kendi işini yapıyor gibi görünse de, sizin hareketlerinizi de kesinlikle izler ve öğrenir. Paralel oyun bağımsızlık, karar verme ve problem çözme becerilerini geliştirir.

Ekran süresini sınırla: Cihazlarla zaman geçirmek bir alışkanlık haline geldiğinde, cihazlar çocukları zorlayabilecek duygusal uyarıma neden olur. TV’yi arka plan olarak kullanmaktan kaçının ve çocuğunuzla oynamak için renkli oyuncakları kullanın.

Kekemelik; ses, hece, kelime ve ifade tekrarları ile konuşma akışının istemsiz bir şekilde bozulması durumudur. Genel olarak 3 ile 7 arasında daha çok görülür. Erkeklerde görülen kekemelik durumu kızlara göre daha çoktur.

Oğlunuzun yaşı itibari yaşadığı durum için gelişimsel kekemelik diyebiliriz. Gelişimsel kekemelik genel olarak ana dilin kazanımı sırasında görülmektedir. Çocuklar hızlı düşünür ancak düşündükleri kelimeleri ifade edebilecek ifade edici dil repertuarına sahip olmadıkları zaman konuşmalarında takılmalar meydana gelir. Bu durumun kendiliğinden iyileşme ihtimali yüksektir. Ancak yine de iyileşme sürecinin yordayıcı bazı kriterler vardır. Bu nedenle bir dil konuşma terapistinden görüş almanız sürecin takibi açısından önemlidir.

A.Jean Ayres (1972) Duyu Bütünlemeyi, kişinin kendi vücudundan ve çevreden gelen duysal bilgileri organize eden ve vücudu çevreye uygun bir şekilde kullanmayı mümkün kılan bir nörolojik işlem olarak tanımlamıştır.

Duyu bütünleme teorisi şu amaçlar ile kullanılmaktadır:

Duyu Bütünleme teorisi üç bölümden oluşur. Birinci bölüm gelişimle ilgilidir ve normal duyu bütünleme fonksiyonunu tanımlar. İkinci bölüm Duyu Bütünleme bozukluklarını tanımlar ve üçüncü bölüm tedavi/müdahale programına rehberlik eder.

1.Öğrenme, hareket ve çevreden gelen duyuları içeri ( MSS ye) alıp işlemleme ve bu duyuları, davranışları planlamak ve organize etmek için kullanma yeteneğine bağlıdır.

2.Duysal işlemeleme kabiliyeti az/zayıf olan bireyler, öğrenme ve davranışı etkileyen uygun/tam aksiyonlar üretmekte zorluk çekerler.

3.Adaptif cevapların çıktığı, duysal olarak verimli interaksiyonlar/aktiviteler, duyusal işlemleme yeteneğini arttırır ve dolayısıyla öğrenme ve davranışı geliştirir.

Duyu Bütünleme teorisi disfonksiyon ve tedavi/müdahale ile ilgili bölümler içerdeğinden dolayı, bir değerlendirme ve tedavi/müdahale teknolojisine sahiptir.

Ergoterapi ve Duyu Bütünleme aşağıdakiler gibi çeşitli alanlarda kullanılmaktadır:

• Duyu Bütünleme Bozukluğu

• Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

• Otizm spektrum bozukluğu

• Serebral palsi

• Down Sendromu

• Gelişimsel gecikmeler

• İnce ve kaba motor fonksiyon bozukluğu

• Zihinsel Engeller

• Psiko sosyal bozukluklar

Çocuğunuzun tuvalet eğitimine hazır olup olmadığını belirmek adına bazı belirtileri gözlemlemeniz gerekecektir.

Normal gelişim gösteren çocuklar iki yaşına geldiklerinde tuvalet eğitimine hazır olduklarını işaret eden bazı belirtiler göstermektedir. Bu durum bazı çocuklar için 18 aylıkken bile görülebilirken bazı çocuklar için daha da geç görülebilmektedir.

Çocuğunuz aşağıdaki durumlardan bazılarını sergiliyorsa tuvalet eğitimi zamanı gelmiştir:

  • Kendisine söylenen komutları genellikle bağımsız olarak yerine getirebiliyorsa,
  • Başkalarının tuvalete gitmesi ile ilgileniyorsa,
  • Çocuğunuzun günlük iki saat kuru kalabiliyorsa bu durum mesanesinde idrar saklayabileceğini gösterir,
  • Tuvaleti geldiği zaman yani yapmadan önce size jestlerle ya da kelimelerle bu durumu belli ediyorsa,
  • Bezinden rahatsız olmaya başladıysa,
  • Hareket ederken tuvaleti geldiğinde boşaltım için duruyorsa,

DİKKAT EDİLECEK NOKTA;
Çocuğunuz hazır olduğunda tüm bu işaretlerin bulunması gerekmez. Genel bir eğilim, başlama zamanının geldiğini size bildirir.

Çocuğunuzun tuvalet eğitimine hazır olduğuna dair işaretler gösterdiğini düşünüyorsanız, ilk adım bir lazımlık mı yoksa tuvalet mi kullanacağınıza karar vermektir. Daha sonra siz ve çocuğunuzun düzenli bir günlük rutini varsa, tuvalet eğitimi daha iyi olabilir. Bu şekilde, tuvaleti veya tuvaleti kullanmanın yeni etkinliği normal rutininize yerleştirilebilir.

Hazırlanmak için bazı ipuçları:

  • Çocuğunuza tuvalete gitmesi için bazı kelimeler öğretin – örneğin, “çiş”, “kaka” ve “gitmem gerekiyor”.
  •  Çocuğunuzun bezini değiştirdiğinizde, lazımlığa ıslak ve kirli bezler koyun bu durum, çocuğunuzun lazımlığın ne anlama geldiğini anlamasına yardımcı olabilir.
  • Çocuğunuzun yeni ekipmana aşina olması için lazımlığa veya küçük klozetin üstüne oturmaya çalışmasına izin verin.

  • Çocuğunuzun tuvaleti kullanarak sizi veya diğer güvenilir aile üyelerini izlemesine izin verin ve ne yaptığınız hakkında konuşun.

  • Çocuğunuzun çok fazla lif yediğinden ve çok fazla su içtiğinden emin olun, böylece kabız olmaz. Çünkü kabızlık tuvalet eğitimini zorlaştırabilir.

O ZAMAN TUVALET EĞİTİMİ BAŞLASIN!!!!

Evden çıkma planınızın olmadığı bir günde tuvalet eğitimine başlamak iyi bir fikirdir. Aşağıdaki ipuçları, büyük gün geldiğinde tuvalet eğitimine yardımcı olabilir.

Zamanlama

       Çocuğunuzu, yemek yedikten 30 dakika sonra veya banyo yaptıktan sonra sık sık kaka yaptığını fark ettiğiniz zamanlarda, lazımlığa koyun. Bu tüm çocuklar için işe yaramaz – gerçek tuvalet eğitimi çocuğunuz bir çiş ya da kaka yaptığını bildiğinde başlar ve süreci öğrenmekle ilgilenir.

         Çocuğunuzun tuvalete gitmesi gerektiğine dair işaretlere dikkat edin – bazı ipuçları arasında duruş değişiklikleri, sessizleşmek ya da kendi başına farklı bir odaya gitmek sayılabilir.

         Çocuğunuz lazımlık veya tuvalette 3-5 dakika oturduktan sonra çiş veya kaka yapmazsa, onu çıkarın. Çocuğunuzu uzun süre tuvalete oturtmamak en iyisidir, çünkü bu bir ceza gibi görünecektir.

Çocuğunuzu teşvik etmek ve hatırlatmak

         Çocuğunuzu, özellikle de başarılı olduğu zaman (yavaşsa bile) denediği için övün. “Lazımlıkta oturmak için iyi iş çıkardın” diyebilirsiniz. Bu, çocuğunuzun iyi bir iş yaptığını bilmesini sağlar. Çocuğunuz sürecin her bir parçasını yönetirken, övgü miktarını kademeli olarak azaltın.

           Gün boyunca farklı aşamalarda (ancak çok sık değil) çocuğunuza tuvalete gitmesi gerekip gerekmediğini sorun. Nazik hatırlatmalar yeterlidir – çocuğunuzun baskı hissetmemesi en iyisidir.

           Çocuğunuz tuvaletini altına yaparsa, sinirlenmemeye çalışın. Çocuklar genellikle bilerek kaza yapmazlar, bu yüzden herhangi bir yorum yapmadan veya telaşa kapılmadan temizleyin.

Pantolon ve giyim

Bebek bezlerini kullanmayı bırakın (gece ve gündüz uykusu hariç). Her zaman külot kullanmaya başlayın. Çocuğunuzun bazı külotları seçmesine bile izin verebilirsiniz, bu onun için heyecan verici bir adım olabilir.

Çocuğunuzu çıkarması kolay giysilerle giydirin – örneğin, tam beden kıyafetleri yerine elastik bel bantlı pantolonları. Sıcak havalarda, evdeyken onu külotta bırakmak isteyebilirsiniz.

Temizlik

Çocuğunuza tuvaleti kullandıktan sonra ellerini nasıl yıkamasını öğretin. Bu, çocuğunuzun rutinin bir parçası olarak zevk aldığı eğlenceli bir aktivite olabilir.

Özel Eğitim hakkında Sıkça Sorulan Sorular sayfamızda cevabını görmek istediğiniz her türlü soruyu bize sorun

Sorularınızı İletin